Ayın biri kilisesi

01 Mar 2014 Cumartesi Elif Ş. İstanbul, Ayın biri kilisesi, Meryem Ana Kilisesi, kilise
Ayın biri kilisesi

Ayın biri kilisesi, İstanbul'da en garip bulduğum yerlerden biri. İlginç demiyorum. Garip. Daha önce bir dileği olan bir arkadaşımın peşinden birkaç kez gitmiştim. Sıraya girip takdis edilmeyi bekleyen insanlar, sıra uzadıkça gün boyu çalışmaktan yorgun papazların bir yandan ince belli bardakta çay içmeleri, ikonalara anahtar sürterek dileklerinin olmasını bekleyenler...

Kilisenin adı aslında Meryem Ana Kilisesi, ama her ayın birinde dilek dileyenlere açık olduğu için bu ismi almış. Denilen o ki, İstanbul'da hiçbir zaman camiye çevrilmemiş tek kilise burasıymış. Ufacık, şirin bir yer.

Takdis
Georgios

Komşularından biri İstanbul araştırmacısı, diğeri sanat tarihçi olunca yeniden gitmek gerekiyormuş. Dün gece sabaha karşı uyumamıza rağmen, sabahın 8'inde buluşup kilisenin yolunu tuttuk.

Kilise, İMÇ Çarşısı'ndaki 2. Blok'un tam arkasında. Tahminimce vardığımızda saat 9 olmamıştı, ama kiliseye giriş sırası sokağa taşmıştı bile. Sabah saat kaçta açıldığını bilmiyorum. Ama muhtemelen 8'den beri orada olan insanlar vardı. Zaten bu kilisedeki ritüeli gerçekleştirmek için birkaç sıraya girmek gerek.

İlk önce içeri girmek için sıraya giriyorsun. Bahçede elinde kesme şekerlerle, tatlılarla bekleyen insanlar var. Onlar daha önce burada dilek dilemiş ve dileği tutmuş olanlar. Şekerlerden kişi başı yedi tane alman ve onları yapacağın bir tatlıya katıp, tüm ailenle birlikte yemen gerekmiş.

İçeri girdiğinde kendiliğinden sağdaki iki beyefendinin önüne geliyorsun. Onlardan anahtar ve mum alıyorsun. Anahtarın da, mumun da tanesi 1 lira. Her dileğin için bir anahtar alman lazım, ama mumları neye göre aldıklarını bilmiyorum. Oradan sıra seni mumları yaktığın alana yönlendiriyor. Orada mumları yaktıktan sonra da ya ayazmaya inenlerin sırasına ya da papazlara dileğini söylemek isteyenlerin sırasına geçiyorsun.

Ayazmaya inerken duvarlardaki ikonalara anahtarları sürtüyor insanlar. Ayazmadan aldıkları suyunsa hastalıklara iyi geldiği rivayet ediliyor. Daha sonra da papazların önünde sıraya giriyorlar. Ben bu sıralara hiç girmediğimden, tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. Ama sanırım papazlara sadece adını söylemen (dileğini söylemeden) ve takdis olman gerek. Oradan da iki yaşlı hanımın önüne geliyorsun. Biri fakirlere, diğeri de Balıklı Rum Hastanesi'ne bağış topluyor. Yanında biraz bozuk para götürmende fayda var.

Dimitros
Gürcü peder

Biz oradayken Gürcü bir papaz da minik bir turist kafilesiyle geldi kiliseye. Diğer papazlar da onun kendi cemaatini takdis etmesi için yer verdiler. Yukarıdaki fotoğrafta başında siyah beresi olan papaz, bahsettiğim Gürcü papaz.

Anahtar 1
Mum

Normalde kilisede fotoğraf çekilmiyor. Ama Gürcü kafileye müsamaha gösterildiğini fark edince, onların arasına karışıp çekebildim bu fotoğrafları. Ama illa fotoğraf çekmek istiyorsan, en azından flaşı kapatıp insanları huzursuz etmemen gerek.

Takdis olmadım, ayazmadan su da almadım. Ama üç tane anahtarım var. Bakalım dileklerim gerçekleşecek mi.